Roma Hamamı
Roma Hamamı Çankırı Caddesi üzerinde batıda ve cadde seviyesinden 2,5 metre yüksekte yer alan bir yükselti üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte “Çankırı Kapı” olarak bilinen bu bölgede, halk arasında "Yoğunduvar" olarak anılan yapı kalıntıları bulunmaktaydı. 1926’da, bu alana Millî Savunma Bakanlığı binasının inşa edilmesi planlanmış ve toprak tesviyesine başlanmıştır. Ancak burada bulunan Roma Dönemi hamamına ait kalıntılar, dinamit kullanılarak yıkılmış ve enkaz, Hatip Çayı kıyısındaki bataklık alanlara doldurulmuştur. Bu süreçte, tarihî yapılar belgelenmeden yok edilmiş, hamamın ayakta kalan bölümleri kayıt altına alınmadan alan temizlenmiştir. Daha sonra, Bakanlık binası inşasından vazgeçilerek arazi Millî Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir. 1927-1928 yıllarında buraya Millî Eğitim Bakanlığı Genel Kitaplığı’nın inşa edilmesi planlanmış, ancak alanın bir höyük olabileceği düşünülerek bu girişimden de vazgeçilmiştir. 1931’de Ulus Meydanı’ndan Dışkapı’ya uzanan Çankırı Caddesi'nin açılması sırasında, bölgedeki kazılarda Klasik Çağ’a ait mimari parçalar ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine, Millî Eğitim Bakanlığı Müzeler Müdürlüğü, İstanbul’daki Alman Arkeoloji Enstitüsü’nden buluntuların incelenmesini talep etmiştir. Enstitü uzmanlarından K. Bittel ve K.O. Dalman tarafından gerçekleştirilen incelemeler, yalnızca yol yapımı sırasında ortaya çıkan parçalarla sınırlı kalmış, alanda kapsamlı kazılar yapılmadığından hamamın mimarisi hakkında net bir değerlendirme yapılamamıştır. Ancak bu çalışmalar sayesinde antik kentin sütunlu caddelerinden birinin ucu keşfedilmiştir. 1937’de, Prof. Dr. Remzi Oğuz Arık’ın Ankara’daki arkeolojik araştırmaları kapsamında bölgede kazılar gerçekleştirilmiştir ve önemli bulgulara ulaşılmıştır. Kazılar, bölgenin farklı arkeolojik tabakalara sahip olduğunu kesinleştirmiş; Frig yerleşimine dair izler ile Roma Dönemi hamamına ait kalıntılar tespit edilmiştir. 1940-1943 yıllarında, Türk Tarih Kurumu’nun sağladığı ödenekle, Müzeler Müdürü Hamit Zübeyr Koşay’ın denetiminde Arkeolog Necati Dolunay yönetiminde kazılar yeniden başlamış ve bir yıl süren çalışmalar sonucunda hamam binası bütünüyle ortaya çıkarılmıştır. Bu süreçte, Etnografya Müzesi asistanlarından Arkeolog Çevriye Artuk ve mimari belgeleri hazırlamak üzere Arkeolog Mahmut Akok da çalışmalara katılmıştır. 1944-1947 yıllarında, hamamın çevresindeki yapı parsellerinde gerçekleştirilen inşaat kazıları sırasında Roma Dönemi’ne ait ek yapılar keşfedilmiş, bu kalıntılar Mahmut Akok ve ekibi tarafından belgelenerek planları çizilmiş ve fotoğraflanmıştır. Çalışmaların bir kısmı yayımlanmış, diğer bulgular ise Müzeler Genel Müdürlüğü arşivine rapor olarak kaydedilmiştir.
Ankyra kentinde bir hamamın varlığı, kentin farklı noktalarına dikilmiş onurlandırma yazıtlarından bilinmektedir. Roma Hamamı ile doğrudan bağlantılı olup olmadığı kesin olmamakla birlikte, birçok araştırmacı tarafından böyle bir ilişki olduğu öne sürülmektedir. 4 Phyle tarafından yapılan onurlandırmada Tiberius Iulius Iustus Iunianus'un kente yapılan bir hamam için epimelet görevini üstlendiği ifade edilir. Elbette, Iunianus ne bir inşaat ustasıydı ne de bu konuda bir uzman. Ancak Epimelet (gözetmen) olarak, onursal bir görev üstlenmişti. Gelenek gereği, Epimelet’e denetiminden sorumlu olduğu projenin uygulanması için belirli bir miktar para tahsis edilirdi. Ancak bu miktar genellikle yetersiz olurdu ve kendisinden eksik kalan miktarı kendi imkanlarıyla karşılaması beklenirdi. Bu durumda, Iunianus’un aslında bu hamamın inşasını kendi cebinden ödemiş olduğu düşünülebilir. Seyahatnameler özelinde bakıldığında, Ankara'da dair bir kaynak olan Kinneir'in 1813’deki ziyaret notları, kentin İzmir Kapısı’ndan çıkıp kuzeye doğru ilerlediğinde, büyük bir yapı kalıntısı gördüğünü ve bunu bir amfitiyatro olarak yorumladığını içermektedir. Ancak daha sonraki incelemelerde, bu yapı kalıntılarının aslında Roma Hamamı'na ait olduğu anlaşılmıştır. Yüksek duvarları ve konumu itibarıyla, hamamın önemli bir yapı olduğu belirtilmiştir.
Roma Hamamı (Caracalla Hamamı), Ankyra (modern Ankara) antik kentinin en önemli kamu yapılarından biri olup, kentteki hamam-gymnasium kompleksleri içinde dikkat çeken bir örnektir. Hamamın mimari özellikleri, yapısal bileşenleri ve işlevleri üzerine yapılan çalışmalar, bu yapının hem kentsel planlama içindeki konumunu hem de Roma hamam mimarisi içindeki yerini anlamamıza katkı sağlamaktadır. Büyük Hamam, palaestra (spor alanı) ve hamam binası olmak üzere iki ana bileşenden oluşmaktadır. Hamam binası, yaklaşık 140 x 180 m ölçülerinde olup, kuzeydoğu kenarında yaklaşık 95 x 95 m boyutlarında bir palaestra ile birleşmektedir. Palaestra, her kenarında 32 adet sütunun bulunduğu geniş bir açık alan olarak tasarlanmıştır.
Hamam ve palestra birleşimi, Roma hamamlarının gymnasium işleviyle bütünleştiği "Hamam-Gymnasium" modelinin bir örneği olarak değerlendirilmektedir. Hamamın kuzeydoğusundaki giriş yapısı, muhtemelen sütunlu bir kapı ile antik kentin ana yollarına bağlanıyordu. Yapının doğusundaki Sütunlu Cadde’de bulunan yazıtlı arşitrav bloklarının, bu giriş kapısına ait olduğu düşünülmektedir. Bu bölgenin sadece hamamın giriş alanı olmadığı, aynı zamanda kamuya açık toplantı ve onurlandırma mekânı olarak kullanıldığı öne sürülmektedir. Hamamın iç mekânsal organizasyonu tipik bir Roma hamam yapısını takip etmektedir. Yapı, frigidarium (soğukluk), tepidarium (ılıklık) ve caldarium (sıcaklık) bölümlerinden oluşan klasik üçlü düzene sahiptir. Hamamda 14 adet praefurnium (külhan) tespit edilmiştir. Hypokaust sistemi ile zemin altından ısıtma sağlanmış, bu sistem özellikle soğuk iklim koşullarına uygun olarak geliştirilmiştir. Apoditerium dahil birçok alanın ısıtılmış olması, yapının Ankara’nın sert kış koşullarına karşı özel olarak tasarlandığını göstermektedir. Vitruvius’un Roma hamam planlamasına dair aktardıklarıyla kıyaslandığında, tepidarium ve caldarium'un güney yerine güneybatıya yönlendirilmiş olması, yapının iklimsel koşullara uyumlu bir şekilde konumlandırıldığını düşündürmektedir.
Hamam, sadece bir temizlik ve rahatlama alanı değil, aynı zamanda spor, sosyal etkinlikler ve dini ritüellerin gerçekleştirildiği bir merkez olarak değerlendirilmelidir. Caracalla Dönemi’ne tarihlendirilen agonistik oyunlar, hamamın palaestra kısmının festival ve kutlamalarda da kullanıldığını göstermektedir. Palaestra'nın kuzeydoğusunda bir imparator salonu bulunduğu ve burada Caracalla'ya adanmış heykellerin sergilendiği öne sürülmektedir. 2007 yılında burada ortaya çıkan imparator heykeli, bu alanın bir onurlandırma mekânı olarak işlev gördüğünü desteklemektedir. Kazılarda ele geçen sikkeler, en genç örneklerinin Caracalla ve annesi Julia Domna’ya ait olduğunu göstermektedir. Bu, yapının M.S. 211-217 arasında tamamlanmış olabileceğini düşündürmektedir. Tiberius Iulius Iustus Iunianus’a ait yazıtlar, hamamın bir kamu hizmeti olarak inşa edildiğine işaret etmektedir. Hadrianus Dönemi’nde inşa edilmeye başlanmış ve Caracalla Dönemi’nde tamamlanmış olabileceği ileri sürülmektedir. E. Bosch’un analizlerine göre, hamamın inşasının Caracalla’nın Doğu Seferi ile bağlantılı olduğu ve muhtemelen imparatorun gelişi öncesinde tamamlandığı iddia edilmektedir.
Kaynakça
Akok, M. (1955). Ankara şehri içinde rastlanan İlkçağ yerleşmesinden bazı izler ve üç araştırma merkezi. Belleten, 19, 309-329.
Akok, M. (1968). Ankara Şehrindeki Roma Hamamı. Türk Arkeoloji Dergisi, 3-37.
Bosch, E. (1967). Quellen zur Geschichte der Stadt Ankara im Altertum, Türk Tarih Kurumu. Ankara.
Dolunay, N. (1941). Çankırıkapı hafriyatı. Belleten, 19, 261-266.
Dolunay, N. (1948). Çankırıkapı hafriyatı. 3. Türk Tarih Kongresi 1943, 212-218.
Görkay, K. (2011) Büyük Hamam (Caracalla Hamamı), içinde: Roma Dönemi’nde Ankyra, der. M. Kadıoğlu, K. Görkay, S. Mitchell, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul; 179-190.
Macdonald Kinneir, J. (1818). Journey through Asia Minor, Armenia, and Koordistan, in the years 1813 and 1814; with remarks on the marches of Alexander and retreat of the Ten Thousand.

